ZEYTİN DALI HAREKATI BASIN AÇIKLAMASI , 22.5.2018

Günümüz konjonktüründe uluslararası güç odakları, daha küçük parçalara bölünmüş, zayıf ve dış etkilere olabildiğince açık bir coğrafya dizayn etmek, kendi oluşturdukları haritalarla tüm zenginlikleri paylaşmak, bilhassa enerji ve ham madde kaynaklarına ve koridorlarına dilediklerince hükmetmek arzusundalar.

Uluslararası toplumun kirli siyasi emelleri yüzünden bir türlü engellenemeyen vekâlet savaşları milyonlarca insanı çaresizlik içinde yerlerinden ve yurtlarından etmekte; nerede, ne şekilde kurulduğu, ne şekilde finanse edildikleri gayet açık olan terör örgütleri en modern silahlarla donatılarak saldırılarla masum insanlar baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

Yaşadığımız son kriz, ince ince planlanarak aramıza atılan fitne tohumlarıyla, kapitalist çıkarlar uğruna yüzyıllardır rahat bırakılmayan ve türlü sinsi oyunlarla adeta kanlı bir satranç tahtasına çevrilen coğrafyamızın, özellikle Ortadoğu üzerindeki kirli emellerin hiç bitmediğinin tezahürüdür.

Böyle bir ortamda sözde insan hakları müdafisi geçinen demokrasi münafığı uluslararası güçlerin karşısında, her eksende ezilmişlerin yanında yer alan ve dik bir duruş sergileyen Türkiye, bu süreçte kalleş darbe girişimi dâhil pek çok badireler atlatmış, içerden dışardan birçok tehditle karşı karşıya kalmış ve kalmaya da devam etmektedir.

Ülkemizdeki terör örgütlerinin uzantısı olarak sınırımızın dibinde mevzilenen yapılanmaların, basit bir isim değişikliği perdesi altına gizlenerek müttefik sandığımız mahfillerce desteklenmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye’nin para ile satın almak istediği halde alamadığı modern silahlar da dâhil olmak üzere, bir terör örgütünün bir orduyu donatacak şekilde tüm uluslararası anlaşmalara aykırı olarak ABD tarafından silahlandırılması, stratejik ortaklık kavramı ile ne ölçüde bağdaşabilir?

Ayrıca NATO’da harici tehditlere karşı beraber olduğumuz müttefik diğer ülkelerin ısrarlı işbirliği talebimize ve sabırla sorunu çözmeye yönelik tekliflerimize karşı sessiz kalmaları düşündürücüdür.

Avrupa dâhil tüm dünyanın olanca duyarsızlığına rağmen, kökenine, mezhebine bakmadan 5 milyonu bulan Suriyeli mazluma ev sahipliği yapan ve tüm terör örgütlerine karşı el birliği ile mücadele etme çağrısını tüm dünya ülkelerine açıklamış ve bu konuda kararlılığını göstermiş olan Türkiye’ye karşı oynanan bu oyun bozulmalıdır.

Hiçbir ülke göz göre göre kendi aleyhine kurgulanan böyle bir sinsi planın kendisini vurmasını oturduğu yerde bekleyemez ve bu tehlikeli terör koridoruna karşı sessiz kalamaz. Böyle bir konjonktürde devletimiz, kendisi karşısında oluşturulmaya çalışılan bu sinsi oluşumu durdurmak amacıyla uluslararası hukuktan kaynaklanan en doğal hakkı olarak kendi sınırlarını koruma hususunda harekete geçmiş, “Zeytin Dalı” adı verilen operasyonla barışı vurgulayarak bölgeyi terörden temizlemek, gerek bataklığı yerinde kurutmak, gerekse kendi sınırları içinde huzuru temin etmek amacıyla sınır ötesi harekâta girişmiştir.

Coğrafyamızda bunca dökülen kan ve gözyaşı ortamında milyonlarca kardeşimizin yerinden yurdundan olduğu bu olaylar, İslam dünyasının birbirini tanımaya, birlikte sürdürülebilir projeler geliştirmeye, kendi bahçesine sahip çıkmaya, kendi geleceğini kendi tayin etmeye ne kadar muhtaç, ne kadar mecbur olduğunu bir kere daha göstermektedir.

Bu eksende 65 ülkede 340 üyesi bulunan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği olarak Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiği bu operasyondaki haklılığının tartışılmaz olduğuna inanıyor ve kalıcı barışı gerçekleştirmek ve müfsitleri def etmek amacıyla başlatılan bu temizlik harekâtında Türk Ordusu’nu muzaffer kılmasını Allah’tan niyaz ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Av. Ali Kurt

İDSB Genel Sekreteri

İletişim

  •  Defterdar Mh. Savaklar Cd. Emin Baba Köşkü No:1
  •  
  • Edirnekapı - Eyüp , İstanbul / TÜRKİYE
  •  
  •   Tel: +90 212 531 52 52
  •  
  •  Fax: +90 212 532 22 80
  •  
  •   Eposta: bilgi@idsb.org

Sosyal Medyada Biz