Asıl Mesele Kültürel ve Ailevi Kodlarımızdır
İDSB, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a yönelik linç kampanyasına tepki göstererek, aile kurumunu hedef alan küresel dayatmalara ve kültürel yozlaşmaya karşı kararlılık mesajı verdi.
Günümüzde hızlı sosyal değişimin getirdiği iletişim çağında, tüm dünyada toplumun çekirdeğini oluşturan aile kurumumuz çok ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Bugün dünya genelinde “aile kurumu”, bilhassa da Müslüman aile yapısı, toplumsal cinsiyet eşitliği, ailenin yerine gayrimeşru evliliklerin ve eşcinsel birlikteliklerin ikame edilmeye çalışılması, boşanmaların ve şiddet olaylarının körüklenmesi gibi ağır tahribatlarla yüz yüzedir. “Özgürlük” kılıfı altında doğrudan İslami ve ahlaki değerlerimizi hedef alan son derece organize bir karalama ve yıpratma kampanyası yürütülmektedir.
Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş’a yönelik başlatılan linç ve şikâyet kampanyası bu sinsi saldırıların en somut örneğidir. Sayın Erbaş, bir Müslüman ve devletin en üst dini yetkilisi olarak anayasal ve vicdani görevinin gereğini yerine getirmiş; cuma hutbesinde Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarını, helal ve haramlarını topluma hatırlatmıştır. Diyanet İşleri Başkanı’nın bu ilahi hükümleri açıklaması değil, aksine açıklamaması bir suç ve görev ihmali olurdu. Malum çevrelerin yayınladığı bildiriler incelendiğinde, hedefin sadece Ali Erbaş şahsı değil, doğrudan doğruya İslam’ın kendisi olduğu açıkça görülmektedir.
Kendi sapkın fikirleri en ufak bir eleştiriye uğradığında “düşünce ve ifade özgürlüğü” zırhına bürünenlerin, Kur’an-ı Kerim ayetleri ve dinimizin hükümleri zikredildiğinde nasıl bir tahammülsüzlük ve nefretle saldırdıkları ibret vericidir. Akademiden siyasete, medyadan eğitim kurumlarına kadar sinsi lobilerle toplumun zihnine format atmaya çalışan LGBT odakları ve onların yerli işbirlikçileri iyi bilmelidir ki Prof. Dr. Ali Erbaş yalnız değildir.
Yaşanan bu süreç, aile kurumumuza içeriden ve dışarıdan yönelen tehditlere karşı aile odaklı akademik ve sivil çalışmaların ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çalışmalar sayesinde hem İslam dünyasına hem de tüm insanlığa model olabilecek evrensel değerlerle uyumlu çözümler üretmek zorundayız.
Malum şer odaklarının “Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin gereklerini yerine getirmiyor” diyerek kendi ülkesini yabancı mercilere şikâyet etmesi, milli aile yapımızı koruyan yerli hukuk düzenimiz yerine küresel dayatmaları üstün tutma heveslerinin açık bir itirafıdır.
Münafık çevrelerin koparmak istediği fırtınanın asıl sebebi hutbedeki sözler değil; Kur’an-ı Kerim’in “Zina haramdır” ve “Eşcinsellik lanetlenmiştir” şeklindeki kesin hükümleridir.
Huzurlu ve güvenli bir toplumun temeli güçlü ve ahlaklı aile yapısıdır. Bir toplumun en temel vazifesi nesillerini sağlıklı, edepli ve ahlaklı yetiştirmektir. Güvenlik harcamalarının tavan yaptığı günümüz dünyasında, güvenli bir toplumu inşa etmenin yegâne yolu sağlam bir aile ve ahlak nizamı kurmaktır.
Bu saldırıların arkasındaki temel strateji, bireyselliği kutsayarak sinsi kavramlar üzerinden aileyi çökertmek ve nesilleri ifsat etmektir.
Tarih boyunca medeniyet, kültür, ilim ve sanatta dünyaya yön vermiş kadim değerlerimizden aldığımız güçle, bu tür virütik saldırılara karşı toplumsal ve ahlaki kodlarımızı korumaya muktedir ve kararlıyız.
66 ülkeden 354 sivil toplum kuruluşu üyesiyle İDSB olarak, Prof. Dr. Ali Erbaş’ın haklı ve meşru duruşunun sonuna kadar yanındayız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İslam Dünyası STK’ları Birliği (İDSB)


